Unutulmuş Zamanları Paylaşıyorum…

İlk gönderimizde anlatacağım yer artık tarihe karışan bir anıt; Hadımköy Tank Anıtı veya yakınlarda bulunan 1. Zırhlı Tugay’da askerlik yapanların taktığı isimle Süngü Anıtı. Bu anıtı en net gösteren görseller sahaflarda denk gelebileceğiniz ve arada sırada müzayede sitelerine düşen yukarıdaki iki kartpostal. Kartpostallar Yurt Matbaacılık tarafından üretilen ve Yurt Kartpostalları serisi altında satılan ürünler. Bunlar dışında anıtın daha önce çekilmiş ve bazı internet sitelerinde yayınlanmış birkaç fotoğrafına da ulaşmak mümkün. Ancak askeri fotoğraflar toplamaya başladığım günden bu yana bu anıtın daha fazla görseline ulaşmam maalesef mümkün olmadı.

Hadımköy’de 1959 yılından itibaren konuşlanmış olan 1. Zırhlı Tümen, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın tümen yapısından tugay yapısına geçişine paralel olarak 1974 yılından itibaren 1. Zırhlı Tugay adını alarak 1974’ten sonra 2010 yılına dek bu bölgede varlığını devam ettirdi ve bu tarihten sonra da Babaeski’ye taşındı. Kartpostallara bakarsak anıtın 1. Zırhlı Tugay’ın yakınlarında birkaç yolun kesiştiği bir kavşağa inşa edildiğini, dairesel bir sırayla dikine yerleştirilen ve araları toprak dolguyla doldurulmuş beton blokların alt kısımlarından muhtemelen eliptik şekilli, betondan üretilmiş bir kemer yapısıyla desteklendiğini, toprak dolgu kısımların üzerinin ise çimle kaplandığını görüyoruz. Anıtın ilk yıllarında, etrafı taşla döşenmiş eğimli bir kaideye oturtulan bir adet M36 tank yokedicisi ile bu aracın sağ ve sol yanına yerleştirilen iki adet top bulunmakta. Anıta gayriresmi adını veren süngü ise topların arkasında bulunuyor ve sap kısmının üzerinde eliptik bir çerçeve içinde ay-yıldız arması ile süngünün gövde kısmına yapraklı zeytin dalının sarılmış olduğunu görüyoruz. Bu süngü motifi aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sıkça kullandığı bir simge. Sınırlarımızın geçtiği noktalarda asılan bazı metal levhalarda ve dikilen sınır taşlarının üzerinde bu süngü motifi görülebilir. Zırhlı aracın, topların ve süngünün arkasında ise eğimli bir perde beton parçası ile 6 adet bayrak direği yerleştirilerek anıt tamamlanmış. Etkileyicilik açısından “ZAFER ZIRHLI BİRLİĞİNDİR” sloganı M36’nın ön kısmına, muhtemelen metalden imal edilen beyaza boyalı harfler kullanılarak yerleştirilmiş. “ZAFER” Kelimesi aracın ön zırh paneli üzerindeyken “ZIRHLI BİRLİĞİNDİR” söz grubu ise aracın hemen ön tarafında zemine sabitlenmiş.

Çıldır Sancağı isimli Facebook sayfasından aldığım bu fotoğrafta yukarıda bahsettiğim sınır taşı ve üzerindeki süngü motifi açıkça görülmekte. (Fotoğraf: Volkan Özkan)

Anıtın inşa tarihi ve sonrası ise biraz karmaşık bir konu. Açık kaynaklarda yaptığım araştırmalarda ne yazık ki anıtın tam olarak ne zaman yapıldığına dair güvenilir bir bilgiye ulaşamadım. Çevrimiçi gazete arşivlerinde de anıtla ilgili bir habere denk gelmedim. Linkedin sitesindeki Yasin Güneş isimli bir kullanıcı anıtın 1975 yılında inşa edildiğini ima eden bir gönderi yazmış ancak detay vermemiş. Kartpostalların üzerinde basılı bir tarih yok ama bende olanların bir tanesinde 1981 yılı tarihli posta pulu mevcut ve kartın üzerinde 1982 yılına ait bir damga var. Facebook‘daki Deniz Karakurt isimli bir kullanıcı ise anıtın 1982’de yapıldığına dair bilgi veren birisiyle tanıştığını belirtmiş ama bu bilgi bendeki kartpostalın üzerinde olan 1982 tarihli damga ile uyuşmuyor. Kartpostal dönemine yetişen birisiyim ve bu tür, belli bir anıta ya da özel bir alana odaklanan kartpostalların genelde sürekli üretildiğini biliyorum. Bu kartpostallar eğer askeri bir kompozisyon içeriyorsa genelde oraya askerlik görevini yapmak isteyenler ya da asker yakınlarını ziyarete gelenler tarafından satın alınıyor ve sevdiklerine gönderiliyordu. Bunun dışında çalıştıkları ve yaşadıkları yerlerdeki özel bir yeri ve askeri bir kompozisyonu ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan tanıdıklarına da anlatmak isteyen insanlar bu tür kartpostalları satın alabilirdi (Bu anlattığım duruma örnek olan bir diğer kartpostal Polatlı Topçu Okulu konulu aşağıdaki kartpostal ve uzun bir süre basılıp satılmış bir ürün.). Bize ipucu verecek diğer bir unsur ise kartpostallarda görünen M36 Tank Yokedicisi. M36’lar Bize 1947’de geldi ve tank rolünde kullanılmak üzere birliklere dağıtıldılar. 1950’lerin Sonunda bu araçların envanterden çıkarılmaya başlandığını biliyorum ama muhtemelen hemen buraya konmamıştır. Buradakine benzer gateguard tipi araç yerleştirmeleri bizde biraz sancılı ilerler ve halkın aşina olduğu uçak, tank gibi araçların anıt olarak yerleştirilmesi için bunların envanter dışına çıkarılmasından sonra belli bir süre beklenir. Bir nevi kabullenme süreci gibi düşünebilirsiniz. Dolayısıyla tüm bu yetersiz bilgiler ışığında anıtın 1970’ler ile 1980 arasındaki bir tarihte inşa edildiğini tahmin edebiliriz.

Anıtla ilgili bizi zorlayan diğer bir durum ise anıtın fiziki görünüşünün zaman içinde değişmesi. Anıt ilk inşa edildiği haliyle korunmamış ve geçirdiği değişimleri arnavutkoytakip.com isimli siteden öğreniyoruz. Sitenin blog kısmında yazılan bu yazıda yer alan ve aşağıya eklediğim bir görselde anıtın muhtemelen 2000’li yılların başındaki durumu anlaşılabiliyor. Ancak bu görsel aslında CycleBlaze sitesinde Halûk Okur tarafından 10 Nisan 2004 tarihinde yazılan blog yazısından alıntılanmış ve maalesef arnavutkoytakip.com sitesinde bu durum belirtilmemiş. Bununla birlikte en azından sayın Halûk Okur sayesinde anıtın 2004 ilkbaharındaki durumunu inceleyebiliyoruz. Anıtın dikey beton kısımlarının arasındaki toprak dolgu bölümlerin büyük bir kısmı tamamen betonla kaplanmış, M36 kaldırılmış ve yerine M47 tankı konulmuş. Toplar ile bayrak direklerinin 5 tanesi de M36 gibi kaldırılmış. Ayrıca “ZAFER ZIRHLI BİRLİĞİNDİR” yazısı da sökülmüş. Onun yerine toprak dolgu kısımların üzerine “ÜLKEMİ VE BAYRAĞIMI SEVİYORUM” ifadesi boyayla eklenmiş ve tankın önüne ay-yıldızlı bir Türkiye haritası konmuş. Ayrıca tankın gerisindeki beton perdenin de traşlanıp daha düz bir hale getirildiğini görüyoruz. Anıttaki süngüye ise dokunulmamış.

Fotoğraflar: Halûk Okur

Anıtın bu hali ne yazık ki eski orijinalliğini olumsuz etkileyen değişimler içeriyor. Mimarisinde yapılan değişikliklerin amatörlüğü ve anıtın nispeten bakımsız durumu maalesef bu gibi anıtlara yönelik ülkemizde sıkça görülen genel ilgisizliğin bir diğer belirtisi. Ayrıca M47 tankının da aktif görevde olduğu dönemde hiç kullanmadığı üç renk NATO kamuflajına boyanması ne yazık ki bizde çok sık yapılan bir hata. Bu gibi hataları en çok il ve ilçelere dikilen anı uçaklarında görebiliriz. Mesela bizde yalnızca metalik alüminyum rengiyle uçmuş F-86’ların Amerikan Vietnam kamuflajına ya da bizde hala kullanılan koyu gri renge boyanması gibi yanlışlıklar sıkça yapılıyor. Bunun en büyük nedeni acelecilik. Anıt olarak kullanılacak tankın veya uçağın gerçek renginin ne olduğuna dair araştırma yapmaktan kaçınarak emredilen işi bir an önce bitirmek için alelacele boyama yapılıyor ve o anda hangi boyama paterni aktif araçlara uygulanıyorsa anıt tankı/uçağı da o renge boyanıp geçiliyor. Bu açıdan bakarsak bizde sadece tek renkte yani koyu yeşil olarak kullanılan M47’lerin (Hatta 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan M47’lerin rengi neredeyse siyaha çalan koyulukta bir yeşildi.) anıttaki örneği ne yazık ki yanlış boyanmış.

Elbette ki anıtın bu halde de kalmadığını biliyoruz. Sezgin Mesut isimli blog yazarının 2013 yılında yayımladığı bu blogunda anıtın üzerinde ve tankın arka kısmından çekilmiş bir görsel mevcut. Görselde tankın hala aynı renklerle durduğunu ve üzerindeki kaidenin etrafındaki taş detaylarını görebiliyoruz. Ne yazık ki görselden anıtın ön ve arka kısmına dair bir bilgiye ulaşmak mümkün değil ancak küçük bir detay var ki o da tankın üzerinde durduğu kaidenin etrafına yeniden taşlar döşenmiş ve orijinal haline daha yakın bir görüntü elde edilmiş. Onun dışında beton zemininin yıpranmasından anlaşılacağı üzere anıt oldukça bakımsız kalmış. Ancak tankın boyası muhtemelen yakın bir zamanda yenilenmiş çünkü arnavutkoytakip.com sitesindeki fotoğrafta tanın boyasının solduğu açıkça görülürken 2013 tarihli yeni fotoğrafta tankın boyası daha canlı duruyor. Elbette yine yanlış boyama paterni kullanılmış ve üç renk NATO boyamasına devam edilmiş.

Burada ilginç bir ayrıntı mevcut. Yandex sitesinin harita uygulamasında buluna bir nota göre bu yazının konusun asıl anıt 2013 yılında kaldırılmış ve yerine başka bir M47 tankı konulmuş. Tam olarak teyit edilemese de arnavutkoytakip.com sitesindeki görsel ile Sezgin Mesut’un blogundaki görseldeki tank aynı gibi. Bunu söylememin en önemli nedeni de kule üzerinde bulunan uçaksavar makineli tüfeğinin takıldığı metal çıkıntı. İki görselde de bu çıkıntı var. Aşağıya eklediğim yeni M47 tank anıtı görselinde ise eski görsellerle aradaki en belirgin fark namlu ağız freninin olmaması. M47 Tanklarındaki 90mm’lik topun namlu ucuna takılan namlu ağız freninde üretin versiyonlarına göre fark vardı. İlk versiyonlarda T şekilli ağız freni varken daha sonraki versiyonlarda T şekilli fren yerine yanlarında iki delik olan düz, silindirik ağız frenleri kullanıldı. Yeni anıttaki tankta ise T şekilli ağız freni yok ancak fotoğrafa yaklaştırılıp bakılınca delikli silindirik ağız freninin de olmadığını görüyoruz. Bu duruda tankın değiştirilmediğini ancak ağız freninin bir şekilde sökülüp ortadan kaybolduğunu düşünebiliriz. Ayrıca tankın durduğu kaide dışında tüm anıtın kaldırıldığını da görmekteyiz. Fakat en son durumda tankın durduğu yer düz bir alan. Anıt ise eğimli bir noktada duruyordu. Dolayısıyla anıtın tamamen ortadan kaldırıldığı ve tankın eski yerinden alınarak yeni bir yere taşındığı da mümkün.

Günümüze ulaşamadan ortadan kaldırılan bir anıt olan Hadımköy Tank Anıtı ile ilgili bazı bilgileri kaydetmeye çalıştım. Anıt hakkında daha fazla bilgisi olanlar bana ulaşabilirse memnuniyetle yazıyı yeniden düzenleyebilirim.

Yorum bırakın